İçeriğe geç

Gurbette yaşam ne demek ?

Gurbette Yaşam Ne Demek? Güç, Kimlik ve Vatandaşlık Üzerine Siyasal Bir Okuma

Bir siyaset bilimci olarak, insanın yaşadığı yerle olan ilişkisinin her zaman politik bir mesele olduğunu düşünürüm. “Gurbette yaşam” ifadesi, yalnızca coğrafi bir ayrılığı değil, aynı zamanda iktidar, kimlik ve aidiyet arasındaki karmaşık bağları temsil eder. Çünkü her göç, bir sistemin içinde yeniden konumlanmaktır. Her gurbette yaşayan birey, yeni bir düzenin sınırlarında hem vatandaş hem yabancı olmayı öğrenir.

Peki “gurbette yaşamak” gerçekten ne demektir? Bu soruya yanıt ararken, yalnızca duygusal değil; aynı zamanda yapısal, ideolojik ve toplumsal boyutları da dikkate almak gerekir.

İktidar ve Göç: Sınırların Ötesindeki Güç İlişkileri

Gurbette yaşam, çoğu zaman görünmez bir iktidar ilişkisi barındırır. Göç eden birey, hem yeni ülkenin yasalarına hem de kendi kökeninin kültürel normlarına bağlıdır. Bu ikili yapı, Michel Foucault’nun “mikro iktidar” kavramıyla açıklanabilir.

Göçmen, yalnızca devletin yasalarına değil; iş piyasasının, toplumsal değerlerin ve bürokrasinin görünmez disiplinine de tabi olur.

Bu bağlamda, gurbette yaşamak bir “özgürlük” değil, çoğu zaman yeni bir iktidar sistemine uyum sağlama sürecidir. Devlet kurumları bireye statü verir; “vatandaş”, “mülteci”, “yabancı işçi” ya da “daimi oturum sahibi” gibi etiketlerle sınıflandırır. Bu sınıflandırmalar, yalnızca yasal kimlikleri değil, aynı zamanda toplumsal konumları da belirler.

Vatandaşlık ve Aidiyetin Yeniden Tanımı

Gurbetteki birey, genellikle “çifte vatandaş” değil, “çifte kimlikli”dir. Bir ayağı geldiği ülkede, diğer ayağı yaşadığı düzendedir. Bu durum, klasik anlamda vatandaşlık kavramını sarsar.

Siyaset biliminin temel konularından biri olan aidiyet burada yeniden tanımlanır: Kime bağlıyız? Hangi devlete hizmet ediyoruz? Hangi toplumun değerleriyle yaşıyoruz?

Modern demokrasiler, göçmenlere belirli haklar tanırken, bu hakların sınırlarını da ideolojik biçimde çizer. Örneğin, bir göçmen vergisini öder ama politik karar süreçlerine tam olarak katılamaz. Yani ekonomik vatandaş olabilir ama siyasal özne olamaz. İşte tam bu noktada, gurbette yaşam bir “güçsüzlük” deneyimi haline gelir — tıpkı Hannah Arendt’in bahsettiği “haklara sahip olma hakkı” tartışması gibi.

İdeoloji ve Kimlik: Görünmeyen Sınırların İnşası

Gurbette yaşayan birey, yalnızca coğrafi değil, ideolojik bir göç de yaşar. Yeni ülkenin değerleri, medya dili, eğitim sistemi ve kurumları bireyin düşünce dünyasını şekillendirir.

Althusser’in “ideolojik aygıtlar” kavramıyla açıklanabilecek bu durum, göçmenlerin farkında olmadan yeni bir sistemin değerlerine eklemlenmesine yol açar.

Örneğin, çalışma disiplini, bireysel özgürlük anlayışı ya da kadın-erkek eşitliği gibi kavramlar, gurbette yeniden öğrenilir. Bu, bazen özgürleştirici bazen de çatışmacı bir süreçtir. Çünkü her öğrenme, bir “kayıp” ve bir “yeniden inşa” içerir.

Gurbetçi birey, geldiği ülkenin değerleriyle yeni ülkenin ideolojisi arasında kimliksel bir müzakere yürütür. Ne tamamen oradadır, ne tamamen burada. Bu kimlik, esnek, çoğulcu ve politik olarak dinamik bir varoluş biçimidir.

Cinsiyet Perspektifi: Stratejik Güç ve Demokratik Katılım

Siyaset bilimi, gücün toplumsal cinsiyetle nasıl kesiştiğini göz ardı edemez. Gurbette erkekler genellikle stratejik ve güç odaklı bir uyum sürecine girerler. İş bulmak, ekonomik statü kazanmak, aileyi geçindirmek gibi sorumluluklar, onları sistemin “güç merkezleriyle” ilişkilendirir. Bu durum, patriyarkal yapının yeni bir biçimde yeniden üretimi anlamına gelir.

Kadınlar ise çoğu zaman demokratik katılım ve toplumsal etkileşim üzerinden bir kimlik kurar. Çocukların eğitimi, sosyal etkinlikler, gönüllü çalışmalar ve yerel örgütlenmeler aracılığıyla topluma daha doğrudan entegre olurlar.

Bu, siyaset bilimi açısından önemli bir fark yaratır: Erkeklerin stratejik uyum politikaları, sistemin devamlılığını sağlarken; kadınların katılımcı ve dayanışmacı yaklaşımları, sistemin dönüşümüne katkıda bulunur.

Dolayısıyla, gurbette yaşam sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet temelli bir siyasal süreçtir.

Kurumlar ve Gücün Sessiz Mekanizmaları

Gurbet deneyiminin merkezinde kurumlar vardır. Devlet daireleri, işverenler, eğitim sistemleri ve medya organları, bireyin yaşamını yönlendiren sessiz ama etkili aktörlerdir.

Göçmen, bu kurumların dilini öğrendikçe sisteme entegre olur. Ancak her entegrasyon aynı zamanda bir asimilasyon riskini de beraberinde getirir.

Bu yüzden, siyasal açıdan “gurbette yaşam”, hem kurumsal bir uyum hem de kültürel bir direniştir. Birey, bir yandan sistemin içinde yer almak isterken, diğer yandan kendi kimliğini korumaya çalışır.

Sonuç: Gürültüsüz Bir Siyaset, Sessiz Bir Direniş

Gurbette yaşamak, aslında sessiz bir siyasal eylemdir. Devletlerin sınırları, ideolojilerin dili ve kurumların gücü arasında var olma mücadelesidir.

Her göçmen, farkında olsun ya da olmasın, bu mücadelede kendi mikro politikasını yürütür. Kimi çalışarak, kimi konuşarak, kimi susarak…

Şimdi durup düşünelim:

Bir göçmen, ne zaman tam anlamıyla “vatandaş” olur? Gücün dilini konuştuğunda mı, yoksa kendi hikâyesini anlattığında mı?

Belki de gurbette yaşamak, en politik eylemdir — çünkü her “yabancı”, aslında dünyayı yeniden tanımlayan bir yurttaştır.

8 Yorum

  1. Nihat Nihat

    Evet, “gurbetçi” ve “gurbette yaşayan” aynı şeyi ifade eder. “Gurbetçi”, kendi ülkesi dışında bir ülkede yaşayan kişiyi tanımlamak için kullanılan bir terimdir . İnsanlık tarihi kadar eski bir kavram göç. İnsanlar yürümeğe başladığından beri göç ediyor. Göç edene bizde gurbete gitti deniyor. Gurbet insanın doğup yaşadığı yerden uzak yer olarak tarif ediliyor. 4 Eki 2023 Selçuk – Gurbet nedir? Yaklaşık 15 yıldır akademik olarak çalışıyorum …

    • admin admin

      Nihat! Değerli dostum, yorumlarınız yazının ana fikrini netleştirdi ve okuyucuya daha güçlü ulaştı.

  2. Yaman Yaman

    İnsanlık tarihi kadar eski bir kavram göç. İnsanlar yürümeğe başladığından beri göç ediyor. Göç edene bizde gurbete gitti deniyor. Gurbet insanın doğup yaşadığı yerden uzak yer olarak tarif ediliyor. Gurbetçi, kendi ülkesi dışında bir ülkede ikamet eden kişidir .

    • admin admin

      Yaman!

      Sevgili katkı veren dostum, sunduğunuz fikirler yazıya canlılık kattı ve anlatımı zenginleştirdi.

  3. Zeynep Zeynep

    Kişi ya da kişilerin doğduğu ve yaşadığı yerden uzağa gitmesi ya da uzaklaşması gurbet olarak bilinir. Daha doğrusu kişinin kendi yurdu üzerine yurt dışına çıkması ile bulunmuş olduğu yerdir. 29 Ağu 2022 Gurbet Ne Demek, Ne Anlama Gelir? Gurbet Kelimesinin Tdk Sözlük … Hürriyet egitim gurbet-ne-demek-… Hürriyet egitim gurbet-ne-demek-… Kişi ya da kişilerin doğduğu ve yaşadığı yerden uzağa gitmesi ya da uzaklaşması gurbet olarak bilinir.

    • admin admin

      Zeynep!

      Sevgili katkı veren, paylaştığınız düşünceler yazının hem estetik yönünü güçlendirdi hem de içeriğe entelektüel derinlik kattı.

  4. Selim Selim

    Başta çalışmak olmak üzere değişik sebeplerden dolayı, kişinin doğduğu ve yaşadığı yeri bırakarak gitmiş olduğu ülke gurbet olarak ifade edilir. Genelde ‘gurbetteyim’ kelimesi üzerinden kalıp olarak kullanılır. Yani bu kişi farklı sebeplerden dolayı kendi ülkesini ve memleketini terk ederek, başka bir ülkeye gitmiştir. Sâlikin vatanından ayrı yaşaması veya halkın davranış ve düşüncelerinden uzak kalması anlamında tasavvuf terimi.

    • admin admin

      Selim! Değerli dostum, yorumlarınız yazının güçlü yanlarını destekledi ve zayıf noktalarını tamamladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
ilbet yeni girişvdcasino sorunsuz girişilbet giriş adresiwww.betexper.xyz/splash