Cirit Atma: 4. Sınıfta Bir Hayalin Peşinden Koşarken
Hayat bazen insanın içinde biriktirdiği duyguları dışarıya atmasına o kadar ihtiyaç duyar ki… İşte o anlardan biri de, Kayseri’nin o sıcak yaz günlerinden birisinde, 4. sınıf öğrencisi bir çocuğun hayalleriyle dolu bir cirit sahasında başladı. O zamanlar ben, sadece bir çocuktum. Ama her zaman biraz daha fazla şey bekliyordum hayatımdan. Her zaman daha fazlası vardı gibi hissediyordum.
O Günün Hafızama Kazınan Anları
Bir yaz sabahıydı. Kayseri’de güneş, çok erken saatlerde doğuyor, tüm şehri sarhoş eden bir sıcaklık bırakıyordu. Evimizin hemen yakınında, çimenlerin arasına yayılmış küçük sahalarda, her sabah çocuklar bir araya gelir, kaybolmuş çocukluklarını bulur, oyunlar oynardı. İşte ben de o çocuklardandım, tıpkı her biri gibi. Bir gün, beklenmedik bir şey oldu. O sabah okuldan sonra, bir öğretmenim bana bir şey söylemişti. “Bugün cirit atmaya katılmak ister misin?” diye sormuştu.
Cirit… Duyduğumda ne olduğunu tam olarak anlamıştım. Ama içimde tuhaf bir his vardı. Heyecan, korku ve ne olduğunu tam anlamadığım bir huzursuzluk… O kadar garipti ki, içimi bir anda kasvetli bir duyguyla kapladı. Hemen cevabımı verdim: “Tabii!” ama içimden emin değildim. Kayseri’de cirit, sadece bir oyun değil, bir gelenekti. Bu, çok daha derin bir anlam taşıyordu. Hem fiziksel hem de ruhsal bir hazırlık gerekiyordu.
Bir İhtimaller Arasında Kayıp Bir Çocukluk
Okulumda cirit atma günü geldiğinde, herkes kendine ait atını almıştı. Kimisi daha önce bu oyunu oynamıştı, kimisi ise hayatında ilk kez at üstünde bir mızrak tutacaktı. Ancak ben, o kadar tereddütlüydüm ki, kendimi hiç hazır hissetmiyordum. Korkuyordum. Hem de çok korkuyordum. Atlar, mızraklar, o büyük alanda geçilecek o zorlu parkurlar… Bir yandan gözlerimdeki korku çok belirgindi, diğer yandan insanların gözlerindeki özgürlüğü, eğlenceyi ve cesareti kıskanıyordum.
O gün sahaya çıktım. Başlangıçta sadece bakakaldım. Öğretmenim, biraz daha cesur olmam gerektiğini söyledi. “Sadece bırak, akışına gir,” dedi. Ama nasıl? Nasıl bir şeyi sadece bırakabilirdim ki? Her şey o kadar karmaşıktı ve ben o kadar küçük hissettim ki. O yüzden bir süre orada durup, sadece etrafımdakileri izledim.
Bir atın üzerinde ilerleyen bir çocuk, atını neredeyse hiç kontrol etmeden sadece doğal bir biçimde hareket ediyordu. O kadar doğaldı ki, gözlerinde sadece güven vardı. Kendimi onun yerine koymaya çalıştım. Bir anda, içimdeki o korku biraz olsun azalmıştı.
Bir Anda Kafamdaki Fikirler Değişti
İçimden geçen korku, birdenbire kayboldu. Bu sadece bir oyun değildi; bir özgürlük meselesiydi. Cirit, Kayseri’nin geleneksel bir oyunu olmasının yanı sıra, insanın içindeki cesareti ortaya çıkaran bir şeydi. İşte o anda ne kadar yanlış düşündüğümü fark ettim. Bir şeyin sizi korkutmasına izin verirseniz, o şey sizi hep geriye çeker. Ama ne kadar korkarsanız korkun, bir an gelir ve o korkunun arkasındaki gerçek size dokunur. O an ben de bunu hissettim. Cirit sadece bir yarış değil, bir mücadeleydi, bir “kendine meydan okuma”ydı.
Sahada, atların hızlı koştuğu, çocukların mızraklarını birbirine fırlattığı o anlarda… Bir anda kendimi orada, o mızrağı elimde tutarak buldum. Zihnimdeki tüm o korkular, kaybolan her şey birden anlam kazandı. O anlarda, çok fazla şey hissettim: Korkuyu, cesareti, kaygıyı ve umutla dolu bir bekleyişi… Fakat hepsinden daha fazla bir şey vardı: İçimde bir özgürlük vardı.
Bir Savaş ve Bir Zaferin Ortasında
Cirit, bir spor olmaktan çok daha fazlasıydı. Hayatımda önemli bir dönüm noktasıydı. O gün, 4. sınıfta, sadece bir oyun oynadığımı sanıyordum. Ama bir gerçek vardı: Ben, çocukluğumun ötesinde bir şeyler öğreniyordum. Cirit, sadece bir takım oyunundan ibaret değildi. Aynı zamanda bir araya gelmek, bir hedefe doğru birlikte koşmak, yanındakini desteklemekti. Kendine güvenmekti, zaferin de yenilginin de peşinden gitmekti.
Bu deneyim beni, kendi korkularımın üzerine gitmeye, içimdeki cesareti bulmaya teşvik etti. O gün, çimenlerin üzerinde koşarken içimdeki gücü hissettim. Belki de en önemli şey şuydu: İnsanın, sadece bir oyunun içinde değil, hayatta da cesurca ilerleyebilmesiydi.
Sonraki Günlerde Duygularımın Derinliği
Cirit atma deneyimim, uzun süre aklımdan çıkmadı. O günü hatırladıkça içimde bir kıvılcım yanıyordu. O gün öğrendim ki, sadece korkularla başa çıkmak değil, bazen hiç bilmediğimiz bir şeyin içinde kaybolarak kendimizi bulabiliriz.
Bugün, 25 yaşındayım. Her ne kadar büyümüş olsam da o 4. sınıftaki cirit anı, hala içimde bir iz bırakıyor. Kayseri’de, cirit hala geleneksel bir oyun ve bu kültür, bana cesareti ve özgürlüğü hatırlatıyor. Cirit sadece bir mızrakla atış değil, kalpten bir bağ kurmak, cesurca bir yola çıkmaktı. İçindeki gücü ve cesareti bulduğunda, hiçbir şey seni durduramaz.
Bugün, o gün hissettiklerimi hala saklıyorum. Her zaman cesaretin peşinden gitmek, her şeyin ötesinde bir anlam taşıyor. Cirit, o günden sonra sadece bir oyun olmaktan çıkıp, içimdeki en derin duyguları su yüzüne çıkaran bir hatıra oldu.